Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Yaşar Kemal’

19.8.2013

Read Full Post »

Geçenlerde televizyon haberlerinden kulağıma çalındı. Avrupa Birliği ülkelerinde sık sık yapılan kamuoyu yoklamalarından biri daha. İnsanlara soruluyor, Türkiye’nin AB üyeliğini destekliyor musunuz? Polonya ve İspanya halkı arasında destek yüzde elliyi geçiyormuş, buna karşın Almanya ve Fransa’da çok düşük.

Bu sıradan haberin devamı daha ilginçti. Soruşturma sırasında insanlara “Türkiye denince aklınıza ilk gelen şey nedir?” diye bir soru daha sorulmuş. Bu sorunun yanıtları içinde ilk sırayı “İstanbul” yanıtı almış. Öngörülebilir bir sonuç.

Ardından sıralanan yanıtlar da kolay tahmin edilebilir: Atatürk, Antalya, Tarkan, Galatasaray, Fatih Terim

Beni en çok şaşırtan ve sevindiren ise, Türkiye denilince ilk akla gelen yanıtlar arasında ilk on sırada üç yazar adının yer almasıydı: Yaşar Kemal, Orhan Pamuk ve Nâzım Hikmet, soruşturmayı yanıtlayan AB ülkeleri halkları tarafından, Türkiye denilince akıllarına ilk gelen isimler olarak söylenmiş.

* * *

Ötekilerin bilinirliklerini anlamak kolay. İstanbul ve Antalya’ya her yıl milyonlarca Avrupalı gezmeye geliyor. Bu iki mucize kentin tanınır olması çok doğal.

Tarkan’ın listede yer almasına da şaşırmadım. Çünkü böyle bir şaşkınlığı on yıl önce Polonya’nın bir köyünde bindiğim otobüsün radyosunda onun sesini duyduğumda  yaşamıştım.

Galatasaray ve Fatih Terim’in de yakın yıllardaki Avrupa başarılarına bakıp listede yer almaları son derece doğal.

Üstelik turizmde ve sporda ülke tanıtımı için harcanan bütçelerin ucu bucağı yok. Ülke tanıtımını yalnızca bu iki alana bağlayan anlayışlar, gerekli gereksiz tanıtım ve yatırımlar için parayı döküyor.

* * *

Edebiyat, spora ve turizme harcananlarla kıyaslandığında çok masum bir alan. Ortada bir tanınırlık, bilinirlik varsa bu tümüyle edebiyatın kendi başarısı.

Gelmiş geçmiş hükümetlerin bu alana ilgileri, yasak savma anlayışından bir adım bile öteye gidemedi. Devlet bu alana o kadar uzak, o kadar deneyim yoksunu ki, geçen yılın Frankfurt Kitap Fuarında tanık olduk. Yüzlerce yazarı uçağa bindirip oraya götürmekle, olur olmaz yerlerde üç beş izleyici önünde okuma günleri düzenlemekle görevini yapmış saydı.

Avrupa kentlerinde Türk film haftalarına, turizm haftalarına vb. rastlanır. İyi şairlerin seçilip, şiirlerinin iyi çevirilerle sunulduğu, iki dilli, müzikli, söyleşili bir “Türk Şiiri Haftası” yapıldığını hiç duymadım.

* * *

Yaşar Kemal, büyülü dilini yansıtan başarılı çevrilerle 1960’lardan günümüze dek bütün dünyada azalmayan bir ilgi gördü. Onun elli yıldır bu yolla ülkemize yaptığı katkı, bütün bireysel başarıların üzerindedir. Buna karşın devletle ilişkisi düşünceleri nedeniyle yargılamalar, mahkumiyetler vb.’den öteye geçmedi.

Orhan Pamuk’unki de bireysel bir başarı. Bileğinin gücüyle çalıştı, üretti ve Nobel’e dek ulaştı.

Elli yıldır dünyada olmayan Nâzım Hikmet’in hâlâ anımsanması belki de listenin en beklenmedik yanı. Üstelik “komünist” şair olarak tanınan birinin, komünizmin neredeyse unutulduğu günümüz dünyasında, Türkiye denilince akla gelen ilk şeylerden biri olmasına ne demeli?

Ben, Nâzım Hikmet şiirinin evrensel tadının insanlar için değerinin hiç kaybolmayacağının bir göstergesi derim.

Ülke tanıtımına kafa yoranların, bütçeler, fonlar harcayanların edebiyatın bu alandaki başarısı üstüne bir kez daha düşünmelerini dilerim.

(Cumhuriyet, 3 Şubat 2010)

Read Full Post »