Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘yalın şiir’

Stefan Zweig, İnsanlık Tarihinde Yıldızın Parladığı Anlar (Can Yayınları) adlı kitabında tarihteki kimi ünlü kişilerin yaşam akışları içinde dönüm noktası olan anları dile getirir.

Bu kitaptan yola çıkılarak, herkesin yaşamında olabilecek böylesi önemli değişim anlarına “yıldızın parladığı anlar” demek gelenek olmuştur.

Şairlerin yaşamlarında da, şiir serüvenlerinin doruğa çıktığı böyle dönemler vardır. Kimi şair gençlik dönemlerinde verir en değerli yapıtlarını, kimi ise olgunluk döneminde. Şairlerin tek tek gelişim çizgilerine baktığımızda çok renkli değişim dönemlerine de tanık oluruz.

Kemal Özer, 1950’lerin sonlarında yayımlanan ilk kitabıyla, şiir işçiliğinde ne denli usta olduğunu kanıtlayarak ortaya çıkmıştı. Yazdıkları, dönemin yaygın anlayışı olan kapalı şiir anlayışındaydı. 1963-73 arasında on yıllık bir suskunluk sürecinden sonra sanki geçmiş ustalığı reddedercesine bir yalınlığa yöneldi.

Zaman zaman lirik söyleyiş patlamalarıyla zenginleşse de bu mutlak yalınlığın egemenliği son otuz yıllık şiir verimine damgasını vurdu Kemal Özer’in.

İlk kitabı 1959’da yayımlanan şair, aradan 46 yıl geçtikten sonra 2005’te yayımlanan son kitabı Sevdalı Buluşma (Adam Yayınları) ile başyapıtını veriyor kanımca.

Nedir bu kitabı öncekilerden ayıran?

“Ozanı bir bilinç işçisi saydığım için, insan yüreğini bilinçle doldurmanın bir yolu diyorum şiire,” demişti.

Bunun için topluluğun ağzından söylüyordu şiirlerini, kalabalığın dili yerine koyarak kendini. Topluluk adına konuştuğunda şiir, genel doğrular, haklı sözler söyler elbette.

Bireyin trajik yanıyla birleştiğinde toplum adına da daha güçlü konuşur sanat yapıtı. Nâzım Hikmet, bu olgunun 20. yüzyılda dünyaya açılan örneği oldu. Şiiri öyle bir yere taşıdı ki, kendi serüveniyle bütün insanlığın serüveni bir oldu.

Sevdalı Buluşma’da da böyle bir buluşmanın seçkin örneklerini veriyor şair. Ben’le biz’in buluşmasında ışıl ışıl parlayan şiirler sunuyor okurlara.

İlk kez tuttuğumda ellerini

bir kuyunun dibine iner gibi olmuştum

birlikte ağmak için yukardaki ışığa.

Kemal Özer, şiir sanatını sürekli sorgulayan bir şair. Aynı şiiri yazar gibi göründüğü dönemlerinde de arayışlarını sonlandırmadı, ustalığa sığınan şiirlerden kaçındı.

Sevdalı Buluşma’da elli yıllık bir arayış ve birikimin seçkin doruğuna tanık oluyoruz. Hem şairin geçmiş şiir dönemlerinin tanıdık izleri, hem de duygu ile düşüncenin ustalıkla birleştirildiği yeni, taze, diri şiirler.

İlerlemiş yaşlarda genç bir beyin ve yürekten çıkmış izlenimi verebilen şiirler yazabilmek hiç de kolay değildir. Kemal Özer’in direnç dolu, ilerici dünya görüşünün sağladığı ivme, yazı disiplini, hayata dinmeyen bir heyecanla bağlılığı ona bu başarının yollarını açmış.

Yaprak kımıldamasa bile içimizde bir yazgının

yine kanat vurmaya hazır iki yönlü rüzgârı.

Zaman yine sürdürüyor tanıklığı, ama öyle hafif ki

Üstüne bir taş koymazsak neredeyse uçup gidecek.

6.4.2005

Read Full Post »