Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘şiir günü’

Bugün 21 Nisan Dünya Şiir Günü. Ülkemizde başlatılan bu uygulama giderek uluslararası alanda da kabul görüyor.

Günboyu çeşitli etkinliklere tanık olacağız. Bildiriler yayımlanacak, şiirler okunacak.

Yılda bir gün şiiri toplumun gündemine getirebilmek, başka alanlarda da olduğu gibi çok önem taşımıyor. Nasıl sigarayı bırakma günü, sigara içenlerin sayısını azaltmıyorsa, şiir günü de şiir okuyanların sayısını çoğaltmayacaktır.

Sorun başka yerde.

İnsanlara hayatlarındaki şiir – elbette öteki sanatların da – eksikliğini duyurabilmekte.

Şiir insan soyunun en eski sanatlarından biri. İlkel toplumlarda ozanın ciğerlerini Tanrının soluğunun soldurduğu, bu nedenle dinleyenlerin şiirin büyüsüyle kendilerinden geçtiklerine inanılırdı.

Büyü özelliği taşıması, şiiri bir yandan gerçek olamayacak kadar düşsel, ötede ise düşlerin gerçekliğe dönüştüğü bir alan kılar.

İnsani duygu, düşünce ve düşleri seslendirme işlevi olan şair, bu yönüyle toplumun sözcüsüdür de.

Şairin duydukları ve söyledikleri, sonuçta “dünya hali” ya da “insanlık durumu”  olarak tanımlanan şeylerdir.

Başka insanlar onun yazdıklarını okudukları ya da dinlediklerinde kendi özlemlerini, düşlerini bulurlar.

Toplumla şiir arasındaki yakın ilişkinin sanayi toplumuyla birlikte zayıfladığını söyleyebiliriz. Sanayi yerküreyi olduğu gibi üzerinde yaşayan insanları ve şiiri de pazarda bir “ürün”e dönüştürdü. Alım-satım değeri olmayan şiir, toplumdışına yalnızca aydınlara özgü bir uğraş olmaya itildi.

İnsanların yürek tellerini titretmek için yazılan şiirin, bu gücü zayıfladı. İnsanlık kültürünün beş bin yılda biriktirdiği ürünler unutuluşa terk edildi.

Oysa şiir, en eski sanatlardanbiri oluşuyla, insanlığın bütün geçmiş deneyimini de içinde barındırır. İnsanlık kültürü çağlar boyu şiirle iç içe gelişti. Şiir insanlığın gelişim serüveninde esinleyici, yolgösterici oldu.

Dolayısıyla insanlığın kendini ve geçmişini tanımasının en etkili yollarından biridir şiir.

İletişim toplumu olarak tanımlanan günümüz toplumunda, insan beyni bin bir yandan gereksiz saldırılarla bombardıman edilirken insanoğlunun en has yaratılarından şiir, kıyıda köşede varlığını sürdürmeye çalışıyor.

İnsanoğlu, insani olana o denli yabancılaştı ki, artık kendini görebileceği bir ayna olan şiire ve öteki gerçek sanatlara bakmaya çekiniyor. Kendiyle yüz yüze gelme olasılığı, geçmişinden tümüyle kurtulma isteğindeki “post-modern” insanı korkutuyor.

Buna karşın bugünkü yaşam biçiminin insanı mutlu ettiği söylenebilir mi?

Paul Auster, Köprüdeki Lulu filminde kahramanına, “İyi ya da kötü hayat yoktur. İnsanlar hayatı iyi ya da kötü yaparlar,” dedirtiyor.

Bugünkü günübirlik yaşam biçimi kalıcı olamaz. İnsanın önce düşleri olur, sonra da bu düşleri gerçekleştirme gücü kazanır. Tarih boyunca yinelenen bu süreç, aynı zamanda şiir-yaşam ilişkisidir.

Şiiri, belki de en iyi Oktay Rifat’ın sözleri anlatıyor :

“Şiir olmasaydı, yaşama dediğimiz oluşun çarklarından biri eksilirdi. Belki kıyamet kopmazdı ama insanlar sevişemez, öpüşemez, beğenemez, yarınların yeni düzenine şiirli dünyanın hızıyla kavuşamazdı.”

21.4.1999


Reklamlar

Read Full Post »