Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘güncel edebiyat’

Yirmilerinin başında iki arkadaşla konuşuyorduk.

Söz şiire geldi: “Bugün yazılan şiirle aramızda, hayatımızda bir bağ kuramıyoruz. Şiir bizim uzağımızda duruyor,” dediler.

Bugünün şiiri sözlerinden, dergilerde yayımlanan şiirlerle kitap olarak yayımlandığında medyaya konu olan, ses getiren, popüler şiir kitaplarından söz ettiklerini anladım.

Dudaklarımdan sevdiğim iki şiirden belleğimde kalmış kimi dizeler döküldü:

Öyle sevdalar vardır, biter biter başlar;

Buruk tatlar vardır, ağızda sürüp giden;

Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.

Nara benzerdin bir zamanlar, çoktun! N’oldu

Sana! Kırk atlı çıkardın dağa, yüz atlı

İnerdin dağdan. Kurşun bitmez tabancanda,

Atın şahlanır, kırbacın ıslık çalardı.

Bu dizeleri nasıl bulduklarını sordum. Beğenmişlerdi.

Oktay Rifat’ın Yeni Şiirler kitabından şiirlerin bütününü bulup okudum. Daha da mutlu oldular.

* * *

Bu rastlantısal olayı nasıl açıklamalıyız?

Önce, okunan şiirden tat alabildiklerine göre, karşımızdaki insanların şiir sevmediklerini söyleyemeyiz. Şiir seviyorlar ama okudukları şiirlerle de aralarında bir bağ kurulsun, şiir onlara bir şey söylesin istiyorlar.

Peki bugün dergilerde okudukları şiirlerde ya da medya organlarının ünlü kıldığı şairlerin kitaplarında bulamadıkları ne?

O şiirlere kendi hayatlarında bir karşılık bulamamaları.

Burada akla gelecek ilk karşı çıkışı duyar gibiyim: “Şair, okuru düşünerek şiir yazmaz. Nice şair, yaşadığı dönemde değil, daha sonra ünlenmiştir,” vb.

Bu söylenen yanlış değil elbette. Şair, belli bir toplumsal düzen ve insan ilişkileri içinde doğup büyüyor. Bilincini, yeteneklerini belirleyen bu ilişkiler, onun sanatını da belirliyor. Yunus Emre’nin şiir yazdığı toplumsal koşullarla bugünün koşulları çok farklı.

Yunus Emre yazdığı şiirlerle, yaşadığı dönemin insanına bir şeyler söylemek istiyordu. Ama söyledikleri o günün insanını ve toplumunu aşıp, insana ilişkin evrensel değerlere yöneldiğinden her çağda ve herkese seslenebilen ürünlere dönüştü.

* * *

Burada bugünün okuruna ilişkin bir olguyla da karşı karşıya geliyoruz. Okur eğilimleri, neredeyse tümüyle bugünün yazarlarıyla sınırlanmış durumda. Okur, paylaşacağı, benimseyeceği ürünleri bugünün yazarı ve ozanından bekliyor. Belki böylece yaşadığı çağa ortak olmayı istiyor.

Geçmiş şiiri ise, çok yanlış bir yaklaşımla “eski” olarak görüyor. Böyle olunca ne geçmiş yüzyılların ne de çağdaş edebiyatın, insanın evrensel özelliklerinden söz etmesiyle herkese seslenen ürünlerinden uzak kalıyor. Bugünün güncel edebiyatında bulamadığı, kendisine seslenen ürünü, otuz kırk yıl öncenin edebiyatında bulabileceği aklına gelmiyor.

Elbette nitelikli bir edebiyat öğreniminin olmadığı okullarımızda, gençler nitelikli edebiyat ürünleriyle tanışamıyor. Edebiyat ürünleriyle ilişkileri yalnızca rastlantılara kalıyor. Güncel edebiyatı bütün bir edebiyat sanıyorlar.

Peki ozan, bu olay üstüne ne düşünecek?

Bilinen bir benzetmeyi anarsak, “Şiir, şairin yazdığı bir çektir. Çekin karşılığı ise şairin hayatı.” Bu nedenle günümüz şairleri belki her şeyden önce, şiir yazarken, yazdıkları çekin karşılığı olup olmadığını düşünmeliler.”

27.2.2002

Reklamlar

Read Full Post »