Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Fazıl Hüsnü Dağlarca’

Geçen hafta, yeni çıkan iki şiir kitabı üstüne konuşmak için Dağlarca’yı ziyaret ettim.

Yeryüzünün belki de en çok şiir yazan şairi, doksan üç yaşında, masasında, işinin başındaydı. “Gece gündüz açtır / İçimdeki şiir hayvanı”  diyor yeni yayımlanan şiirinden birinde, “etimle kanımla / Gece gündüz doyururum onu”.

İlk şiir kitabı Havaya Çizilen Dünya 1935’te yayımlanmıştı. Yetmiş yılı aşan aralıksız bir şiir verimi. Yaratıcılığın neredeyse günlük bir alışkanlığa dönüştüğü, açıklanması güç, benzerine kolay rastlanmayacak bir şiir olayı.

Norgunk Yayınlarından çıkan İçimdeki Şiir Hayvanı ile Yapı Kredi Yayınlarından çıkan Orda Karanlık Olurum, öncelikle genç ve diri şiirleriyle dikkat çekiyor. Dünyaya ve insana her gün yepyeni gözlerle bakabilen bir şairin yeni ürünleri.

Dağlarca’nın şiirini değerlendirenler öncelikle ondaki sezgi gücü üstünde dururlar. Bu değerlendirme sanırım onun şiirinin hiçbir şiir anlayışına sokulamayışının, bağımsız kişiliğini açıklamanın bir yolu. Kurtuluş Savaşımızdan Cezayir ve Vietnam savaşlarına dek çağın toplumsal hareketleri üstüne ürünler vermiş, dahası, kurduğu kitabevinin vitrinine, gelip geçenlerin okuması için güncel olaylara ilişkin şiirler yazıp asmış bir şairin ürünleri yalnızca “sezgi” ile açıklanabilir mi?

Dağlarca şiir yazmakta olduğu süre boyunca yalnız çağın değil, bütün çağların, insandan ağaca, kurttan kuştan uzaya bütün evrenin şiirini yazmaya adamıştır kendini. Belli bir dünya görüşüne bağlı görünmemesinin nedeni bence evreni kendince algılama ve açıklama çabasıdır. Evrenin sonsuzluğu gibi, onun bu anlama ve anlatma çabası da sonsuzca bir uğraştır.

Yeni yayımlanan kitabındaki, “Sayrıyı / Ne iyi eder biliyor musunuz / Yazı yazmak iyi eder” dizelerinden yola çıkarak, şiirin ve edebiyatın toplumları da iyileştirebileceğini söyleyebilir miyiz yolundaki sorumu yanıtlarken, bu şiiri sayrılar evinde yatarken, oranın verdiği duyarlıkla yazdığını açıkladı. Bu yüzden onun şiirine yalnızca sezgi kaynaklı gibi yaklaşmak, kişiliğine de, yarattığı şiir dünyasına da haksızlık olacaktır.

* * *

Dağlarca’yı dil konusunda çok öfkeli gördüm. Türkçemizin Doğulu ve Batılı dillerin saldırısı altında olmasına, bu yozlaşmaya karşı duracak hiçbir önlemin alınmamış olmasına çok üzülüyordu.

“ ‘Türkçem benim ses bayrağım’ dizesiyle kendime ülkü seçtiğim Türkçe, kamunun düşmanı durumuna getirilmiştir,” dedi, “bu toplu ölüme günümüz devleti sanki öncülük etmektedir. Atatürk’ün getirdiği bütün devrimler, Türkçe sözcükler, din düşmanlığı yargısıyla tukaka sayılmaktadırlar. Mustafa Kemal’i ortadan silmek isteyen karanlık adamlar gelecek kuşakların lanetinden kurtulamayacaklardır. Yazdıklarımın hepsi gelecek kuşakların kızgınlığı olsun isterdim. Kızgınlığım onlarla ayaklansın, yürüsün isterdim. Korkum yok, Türkçemizin hiç bitmez tükenmezliği bütün karşı davranışları karşılayacak güçtedir. Bilmezler kişi özgürlüğünün kendi diliyle başladığını. O özgürlük yoksa, kişinin de yok sayılacağını bilmezler.”

* * *

Ak kağıtlarda

Yazıyım ben

O beni okurken

Görürüm gözlerindeki nemi

Ona yurt derler

Yurttaş derler

Anne derler

Kalkındıracağım artık

Karanlık gölgelerden kurtaracağım artık

Atalardan bana kalan

Güzel annemi

28.3.2007

Reklamlar

Read Full Post »