Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Roni Margulies’ Category

Saat Farkı adlı kitabıyla bu yılın Yunus Nadi Ödülü’nü şiir dalında kazananlardan Roni Margulies, son on yılda yayımlanan şiir kitaplarıyla şiirimiz içinde kendine özel bir edinmiş bir şair.

Bu özel yerin bir nedeni, günümüz şairlerinde az görülen şiirin geleneksel sesleriyle bağ kurması ise, öteki nedeni de Türkiye’den uzakta yaşıyor olmanın verdiği, olaylara, sorunlara dar dünyaların dışına çıkıp, evrensel ölçekte bakabilmesi.

Gelenekle bağı, onu geçmiş kültüre hapsetmiyor. Bugünün insanının, dünyasının şiirini yazıyor. Bugünün insanının hayatından, öfkelerinden, sevincinden, özlemlerinden söz ediyor.

Önceki yıllarda çıkmış şiir kitapları Uzaklıklar adıyla tek bir kitapta toplanmıştı. Onun ardından Elsa adlı aşk şiirlerinden oluşan bir kitabı, son olarak da Saat Farkı adlı yeni şiir kitabı yayımlandı.

Şiire yaklaşımı, benimsediği şiir anlayışı da Roni Margulies’e şiirimiz içinde ayrı bir yer sağlıyor: Geçtiğimiz nisan ayında Adam Sanat dergisinde “Asor Adaları” başlıklı bir şiiri yayımlanmıştı. Şiirde çok sıradan bir olay anlatılıyordu: Postacı yanlışlıkla bir mektubu gerçek adresi yerine şairin kapısına bırakmış. Şair, mektubu alır, yanlışlığı anlayınca götürüp gerçek alıcının kapısına bırakır. Ancak mektubun Asor Adaları’ndan geliyor olması, şairin dünyasında çocukluğuna dek uzanan kimi çağrışımlara yol açacaktır.

Bu şiir yayımlandığı günlerde, bir konuşmamızda Memet Fuat, “Roni Margulies gibi şiir yazılabileceğini bilsem, ben de şiir yazardım,” dedi.

Bu sözü ben şöyle anladım: Roni Margulies, şiirini öylesine sıradan, günlük, küçük olaylardan kurabiliyor ki, bizim şiir geçmişimizde pek de rastlanmayan yeni bir anlayış getiriyor.

Belki buna günlük hayatın şiiri denebilir.

Saat Farkı’ndaki şiirler bir tema çevresinde örülmüş. Bu tema gurbet teması.

Gurbet, en başka “saat farkı” ile duyuruyor kendini. Şairin yaşadığı yerdeki saat dilimiyle, sevdikleri, özledikleri insanların yaşadıkları yerlerde farklı saatler hüküm sürüyor.

Yıllar var ki, ne zaman

bir sevdiğim gelse aklıma,

saatleri hesaplıyorum hemen ardından

ve her seferinde düşünmem gerekiyor baştan:

Oradan bu yana geldiğine göre güneş,

gelirken geride bıraktığı yerde vakit

geç olmalı, kararmış olmalı hava çoktan.

Uyumuşlardır, arayamam artık kimseyi.

Kitaptaki ana izleklerden biri de yiten zaman. Şair, çocukluğundan, geçmiş günlerde yaşadıklarından, İstanbul’un eski yıllardaki görünümlerinden öylesine buruk tatta şiirler çıkarıyor ki ortaya, bu hüznü şiir olarak okuyan okurun bile burnunun direğini sızlatıyor.

Hayat bu denli acıklı mı gerçekten.

Türkiye’de yaşıyorsanız, belki bugünün mutsuz dünyasına da yayabiliriz bu düşünceyi, evet hayatlarımız çok acıklı. Bunu belki günlük hayatın hayhuyu içinde ayrımsayamıyoruz. Ama işte elimizdeki şiirler bunu bizlere en çarpıcı biçimde duyuruyor:

Nasıl da vazgeçilmez bir duygu:

kendimizi yalnız hissettiğimizde,

bir an her şey biraz ağır geldiğinde,

bilmek yanağımıza dokunacak bir el olduğunu.

Roni Margulies, iyi öğrenim görmüş, kendine güvenen pek çok başka genç gibi yirmili yaşlarda kendinin önemine, dünyayı değiştirme gücüne inanmış olmalı. Aradan geçen otuz yılda belki bu olmadı ama yazdığı şiirlerle, özlediği dünyaya gidecek adımları atacak yeni insanların duygu eğitimlerine yardım ediyor, hem de geçmişten geleceğe uzanan insanlığın kültür çizgisini koparmadan.

3.7.2002

Read Full Post »