Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Mehmet Yaşın’ Category

Edebiyatı sevmemin başta gelen nedenlerinden biri de, edebiyat yoluyla anlatılanların başka bir biçimde anlatılamaz oluşudur.

Sözgelimi kırk yıldır ülke gündeminden düşmeyen Kıbrıs sorununu düşünelim. Siyasal, hukuksal, askeri yönleri yıllardır yazılır, çizilir. Ama orada yaşananların insanların hayatlarını nasıl etkilediğini bu tartışmalar bize açıklayabilir mi?

Kıbrıslı bir şairden ve yapıtlarından söz edeceğim.

1958 doğumlu Mehmet Yaşın, beş yaşında 1963 Kanlı Noel’ine, on altı yaşında da 1974 savaşına tanık olmuş. Tanıklığın ötesinde ilkinde evleri yağmalanıp yakılmış, ikincisinde ölüleri ortadan kaldırmak, sedyeyle taşınan hastalara, ölmek üzere olanlara yardım gibi görevlerde bulunmuş. Bu deneyimlerini de sonraki yıllarda yazdığı şiirlerinde yansıtmış bir şair.

Savaş, ona uzaktan bakanlar için çoğu zaman sayılardır. Şu kadar ölü, şu kadar yaralı, kazanılan ya da yitirilen topraklar…

Tek tek insanlara sorduğunuzda ise her birinin size anlatacak ayrı ayrı öyküleri vardır. Ve bu öykülerin her biri de bir başkasınınkine benzemez.

İşte sanatın önemi de burada karşımıza çıkar. Tekil olaylardan yola çıkıp, herkese seslenen evrensel insan gerçeğini bulmak.

Mehmet Yaşın’ın ilk şiir kitabı Sevgilim Ölü Asker yayımlandığında yıl 1984’tü. Savaşın üzerinden henüz on yıl geçmişti. Anılar, yaşanmışlıklar tazeydi.

Pathos yayımlandığında yıl 1990’dı. Kıbrıslı şair artık kendi yurdunu dünyanın dört köşesinde arayan bir yurtsuza dönmüştü.

Yıl 2002 ve Mehmet Yaşın’ın son yayımlanan şiir kitabının adı: Adı Kayıplar Listesinde. (Yapı Kredi Yayınları).

Aradan çeyrek yüzyıl geçmiş ama yaşananlar silinmiyor belleklerden ve yüreklerden. Şair yine o parçalanma anına, bir ülkeyle birlikte bir hayatın, bir yaşam biçiminin de ortadan ikiye yarıldığı o döneme gidiyor.

Bu kez genel acıların dışında, sanki bir kayıt memuru gibi kişisel yaşamının tek tek yitiklerinin hesabını tutmaya girişiyor.

6 çift bürümcük çarşaf

6 çift güvül çarşaf

3 yâdigâr yemeni

1 pembe tül cibinlik

Üç nesil aile kadınlarının işlediği danteller

Pencereden yatak odamıza girip çıkan tekir kedimizi saymamak olmaz.

Çocuğun fotoğrafı yanmadığı için parçalanmış.

Birkaç satırını alıntıladığım bu liste aslında kitapta altı sayfa sürüyor. Annesinin 1963 Kanlı Noel’inde evleri yağmalanıp yakılınca Birleşmiş Milletler görevlilerine vermek için tuttuğu, 10-20 Ocak 1964 tarihli Kayıp Eşya ve Hasar Defteri’nden alınmış. Anlıyorsunuz, bir hayat ya da hayatlar nasıl ayrıntılarla kurulur, ayrıntılarla yok olur.

Kıbrıs’ta yaşananların da bu anlamda çok hayatları yok ettiği ortaya çıkıyor. Bu hayatların kimi yeryüzünden ayrıldı, kimi çok farklı coğrafyalara savruldu, kendi toprağında kalanlar ise artık bambaşka bir hayatı yaşamak zorunda kaldılar.

Mehmet Yaşın’ın yazgısı bir tür savrulan hayatlara örnek. Lefkoşa’da bir evi olsa da, bir evi Londra’da, bir evi de İstanbul’da. Aslında belki üç dilde de, üç kentte de ya da aslında hiçbirinde.

Şiirlerini okuduğunuzda bu savrulmuş hayata orasından burasından ortak oluyorsunuz.

İnsanın yaşamaya özenmeyeceği, ama yaşananlar karşısında da kayıtsız kalamayacağı bir hayat. Şiirler de öyle.

Adı Kayıplar Listesi’ndeki şiirleri bir anlamda, duyarlıklarınızı ölçmek için de okuyabilirsiniz.

13.3.2002

Read Full Post »