Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Arif Damar’ Category

Cemal Süreya’nın bir sözü olarak kalmış aklımda, “Şair jesti olan kişidir,” diye.

“Jest”, dilimize Fransızca’dan girmiş bir sözcük. Anlamları arasında, “soylu davranış, yüce gönüllülük” karşılıkları da var.

Böylesi bir anlam yüklediğini sanıyorum Cemal Süreya’nın. Dahası şairin kendisine özgü yapıtıyla da örtüşen davranış, yaşam biçiminin olması gerektiğini vurgulamak istiyor.

Geçtiğimiz pazar günü TRT 2’de yayımlanan kitap programı “Okudukça”da Arif Damar’ı izlerken bu söz geldi aklıma.

Şair, yeni yayımlanan Kitaplar Kitabı (Gendaş yayınları) adlı toplu şiirler kitabı nedeniyle kendisiyle yapılan konuşmayı bir deniz kıyısında gerçekleştirmiş.

Önce üstü sazlarla örtülü bir çardak altında, sonra kıyıda yürürken, daha sonra da tahta, yıkık bir iskelede şiir geçmişini anlatıyor, arada bir de şiirlerinden örnekler okuyor.

Üstüne ne bir gömlek giyme gereği duymuş, ne de bir pantolon. Televizyon kamerasının karşısına geçmek için günlük yaşam biçimini değiştirmek istememiş. Esmer tenine çok yakışan nar çiçeği, yeni olmayan bir fanila var üzerinde, altında da bir şort. Anlatıyor şiir geçmişini, arada bir duruyor, ezberden bir şiir okuyor, suya dalıyor dipten bir deniz kabuğu çıkarıyor.

Bütün bunlar şairin televizyon izleyenleri eğlendirmek ya da dikkatlerini çekmek için tasarlayıp yaptığı şeyler değil. Yirmi beş yıldır tanıdığım şairin her zaman tanık olduğum yaşama biçimi.

Yazboyu topladığı kabukları dolaştığı yerlere dağıtır yıllardır. Bu nedenle bir masanın üzerinde görülen her deniz kabuğu Arif Damar’ı çağrıştırır oldu.

Şairlerin baş özelliği belki de, içinde yaşadıkları toplumun iklimini değiştiren, çevrelerine yeni bir hava getiren kişiler olmalarıdır.

Çağdaş şiirimizin önde gelen kişiliklerinin bu yönleriyle de tanındıkları, sevildikleri yadsınabilir mi?

Şiirlerine baktığımızda evinden ve odasından çıkmayan, içe kapanık bir kişilik izlenimi veren Behçet Necatigil’in, öğretmenlik ettiği yıllar boyunca karşılarına çıktığı nice öğrenci kuşağını nasıl şiir sevgisiyle dolu, aydınlık insanlara dönüştürdüğü unutulabilir mi?

Olsa bari benzeri duygularla tedirgin,

Sizdekini yaşamış

Birkaç kişi.

dediği, hep o çevreye yayılmak istenen farklı hava için değil mi?

Nâzım Hikmet’i düşünün, yalnızca cezaevinde bile kaç kişinin yaşamını etkilediğini…

1979’da birkaç genç şair, ilk kitaplarımızı röntgen filmlerinin korunduğu turuncu kâğıtlara el kadar boyutlarda bastığımızda, Arif Damar, ilk sokak sergimizi açmamıza önayak olmuştu. Bizlerde ilk kitap, onda dinmeyen şair heyecanı…

Evvelki yaz, Nâzım Hikmet Vakfı’na ait, Ferit Oğuz Bayır Dinlenme Evi’ne gitmişti Arif Damar. Bir süre sonra evi ve çevreyi nasıl değiştirdiğine ilişkin haberler gelmeye başlamıştı. Sonunda yerel bir şenlikte belediyenin açtığı yemek yarışmasına patlıcan salatası yaparak katılmış ve ikincilik ödülünü kazandığını da kendi anlatmıştı. Belki de tek erkekti o yemek yarışmasına katılan.

İnsanları sevmek büyük hüner

insanlarla beraber

İşte şairlik biraz da böyle bir şeydir: Çevreye, topluma farklı bir iklim yayabilme özelliğidir. Televizyon kamerası karşısına geçip kasım kasım kasılmak yerine Arif Damar gibi önünüzdeki mavi suya dalarsınız, dışarıda bir an kalan ayak tabanlarınızı görür ancak bakanlar.

İlle görmek için mi beklenir güzel günler

Beklemek de güzel.

8.8.2001

Reklamlar

Read Full Post »