Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Pablo Neruda’ Category

Pablo Neruda (1904-1973), ülkemizde en çok tanınan yabancı şairlerden.

“Halkım ben parmakla sayılmayan” ve “Biz halkız/Yeniden doğarız ölümlerde” dizelerinin çok sevilmesi onu yaygın bir üne kavuşturdu.

Bu ünde sanırım Antonio Skàrmeta’nın önce roman olarak yayımlanan, sonra sahnelenen, sonra filme çekilen, sonra Postacı adıyla bir daha filme çekilen Ateşli Sabır adlı yapıtının da rolü oldu. Bu yapıt Neruda’yı bir sanat yaratısı içinde kendi kişiliğiyle ortaya koyuyordu ve bu yönüyle  çok kişiyi de etkiledi.

Yaşamöyküsü kitaplarının pek satılmamasına karşın, Neruda’nın kendi yaşamöyküsünü kaleme aldığı Yaşadığımı İtiraf Ediyorum adlı kitabı ülkemizde birkaç basım yaptı.

Şu günlerde Neruda üzerine yeni bir yaşamöyküsü kitabı yayımlandı: Pablo Neruda (Yazarı:Volodia Teitelboim, çeviren:Aytekin Karaçoban, Kavram Yayınları).

Kitabın yazarı, anlaşılıyor ki, Neruda ile yakından tanışırmış. Onun uzun yıllar çevresinde bulunmuş, ölümünden sonra da eşi Matilde ile dostlukları sürmüş. Dolayısıyla anlatılanların çoğu birinci elden: “Altmışıncı yaş gününde özlemli ve şen bir gülüşle gözünü kırparak bana, ‘Her zaman genç olan ben, şimdi altmış yaşındayım.’ demişti.” (s. 24)

Ayrıntı zenginlikleriyle dolu kitap, Neruda’nın yaşamındaki olayları anlatmanın çok ötesine geçebiliyor: Yaşanılan yerlerin doğası, insanları, evleri; bütün bunların şairin hayatını nasıl etkiledikleri; yapıtlarının kaynakları, kişilik özellikleri uzun uzun ve okuyanın da tat alabileceği bir biçemle anlatılıyor.

Neruda’nın yaşamı, herhangi bir insanın ya da şairin yaşamının sınırlarının çok ötesine geçebilmiştir. Bu olgunun nedenlerinden biri ülkesi Şili’dir.

Şili, Avrupa merkezli yeryüzü için, gidilebilecek son noktalardan biridir. Osmanlı’nın Fizan’ı ya da Yemen’i gibi, 16. yüzyılda Madrid sarayında da Şili, olabilecek en uzak sürgün yeriydi. Neruda’nın çocukluk yıllarında, “okul arkadaşları Alman, İngiliz, Fransız, Norveç, Portekiz ve elbette Şilili ya da İspanyol soyadları taşımaktaydılar. Bununla birlikte bu yeni doğan toplumun kendi özellikleri, ilk anda kastların bulunmadığı bir dünya vardır.” (s. 19)

Gabriela Mistral’ın varlığı ve 1945’de de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan ilk kadın şair olması Şili’ye dikkatleri çekmişti. Neruda ilk şiirlerini ona gidip gösterir ve “siz gerçek bir şairsiniz” yanıtını alır.

Aradaki büyük uzaklığa karşın 1920’lerde Şili ile İspanyol edebiyatı arasında derinliğine bir yakınlık kurulur. Neruda, kitaplarını taşra saydığı Latin Amerika’da değil, İspanya’da yayımlamaya çalışır. 1930’larda Mistral’ın Madrid, Neruda’nın da Barselona konsolosu olarak bu ülkede bulunmaları bağları daha da sıkılaştırır. Lorca onu Madrid üniversitesindeki bir şiir okuma toplantısında, “akıllılıktan daha çok acıya yakın; mürekkepten daha çok kana yakın bir şair” olarak tanıtır.

Bir başka neden Neruda’nın daha yirmili yaşlarda kendini yeryüzüne savurması, konsolos olarak Uzak Asya’da, Avrupa’da uzun yıllar geçirmesi, yeryüzünün önde gelen hemen bütün kültür adamlarıyla tanışması, arkadaşlık etmesi; kendini dünyaya tanıtırken, dünyanın da onu tanımasıdır.

Üçüncüsü de elbet, siyasal kişiliğidir. Siyasal mücadelelerin de içinde olan Neruda, ülkesinin cumhurbaşkanı adayı da olmuş, Salvador Allende’yi desteklemek için adaylıktan çekilerek, onun seçilmesini sağlamıştır. Ölümü de bütün Şili’yi kana boğan 1973 askeri darbesi sırasında olmuştur.

Bunca renklere bürünmüş bir kişiliğin yaşamöyküsü elbette birçok ilginçliklerle doludur. Pablo Neruda kitabı, bu ilginçlikleri alabildiğine okurlarla paylaşabiliyor. Kitabın kısa kısa yazılmış tam 193 bölümden oluşması da okumayı çok kolaylaştırıyor.

Kitaptaki ilginç ayrıntılardan biri de, Neruda’nın uzun yıllar yaşadığı ünlü Kara Ada’daki evde barın çatısına destek olan kalaslardan birine Nâzım Hikmet’in adını kazıması: “Hikmet’in büyüklüğünde Avrupa ve Asya birbirine kavuşuyordu ve mavi gözlüydü. Neşeli bir insandı. Bir zekâ ve iyilik şenliğiydi.” (s. 436)

Neruda’nın yaşamı yalnızca bir şairin yaşamı olarak değil, herhangi bir insanın yaşamı olarak da ilginç. Bu nedenle edebiyata ilgi duyanların yanı sıra, herkesin ilgiyle okuyabileceği bir yaşamöyküsü olduğunu düşünüyorum, Pablo Neruda’nın.

1.12.1999

Read Full Post »