Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Jacques Jouet’ Category

Edebiyat Ekspresi Avrupa 2000 yolculuğu boyunca tanışıp arkadaşlık ettiğim şairlerden biri de Fransız Jacques Jouet (d. 1947) oldu.

Bir gün oturduğumuz kompartımana gelip benden yazacağı bir şiirde kullanmak üzere Türkçe üç sözcük istemesiyle tanıştık.

Yolculuğun belgeselini hazırlayan Arte kanalının kameralarının da kayda aldığı görüşmemiz sırasında yazılı olarak şu üç sözcüğü verdim: Leylek, yuva, gaga.

Bu üç sözcüğün Türkçe okunuşlarını, çoğul hallerini de not edip ayrıldı.

İki gün sonra, yine televizyoncularla birlikte bir elinde bir tabak kiraz, ötekinde bir şiirle geldi. Aşağıda metnini bulacağınız şiiri bana yüksek sesle okudu. Ardından konuşmaya başladık.

Bu deneyi gezi boyunca trendeki bütün şairlerle yapmayı tasarladığını, sonunda farklı dillerdeki sözcüklerden yola çıkarak oluşturulmuş çok sayıda şiirin olacağını söyledi.

Bu deney için günümüzde unutulmuş, geleneksel bir şiir biçimi olan, üçer beşlikten on beş dizelik, dize sonlarında yinelenen sözcüklerin yer değiştirmesiyle uyak düzeni oluşan “la Redonde” adı verilen bir kalıp kullanıyor. “la Redonde” üstüne küçük bir inceleme kitabını da armağan olarak verdi bana.

Bu geziye başlamadan önce Jacques Jouet’nin “Metro Şiiri” adlı uzun bir şiirini okumuştum. O şiirde de “Metro Şiiri”ni yalnızca metroda yazdığını söylüyordu. Sözü oraya getirip, hep böyle deneysel şiirler mi yazdığını sordum.

Her zaman değil ama böyle deneysel çalışmalara sık sık başvurduğunu söyledi. “Metro Şiiri” için de on beş saatini metroda geçirmiş ve şiiri orada yazmış.

Sonra, benzeri başka deneyler de yaptığını anlattı.

Sözgelimi, ressamlar gibi çalışarak, bir manzaraya bakarak manzara şiirleri, bir yüze bakarak portre şiiri, masa üzerinde kurduğu düzenlemelere bakarak ölüdoğa şiirleri, çıplak modellere bakarak da nü şiirler yazdığını anlattı.

Bir de şiir olarak yazdığı güncelerden oluşan bir “günce-şiir” kitabı varmış.

Bizde benim bildiğim bir Dağlarca, böylesi deneylerle şiirler yazmıştır. Binden fazla hazır şiir kalıbının olduğu söylenir. Bunca veriminin altındaki nedenlerden biri de budur.

Bir şiire başlamak için daha çok esin bekler bizim şairlerimiz.

Ama böylesi çalışmalarla şiirde yeni yollar açılacağı da kesin.

Jacques Jouet’nin yazdığı şiir şöyle:

Kaliningrad, 24 Haziran 2000

Turgay Fişekçi’nin önerdiği üç sözcük ile

leylek : cigogne; yuva : nid; gaga: bec

C’est une espèce de leylek

très feu courante dont le yuva

est comme un étui pour le gaga.

Plus de voyage loin du yuva

plus de retour pour la leylek.

La migration s’arrête au yuva

du premier vol, claque du gaga

pour de nouvelles leylekler

qui, à leur tour, claquent du gaga

en duplicant le premier yuva.

Tous ceux qui déplacent leur gaga

ne font pas comme la leylek

des origines. Le cher yuva

d’une saison, dit la leylek

durera autant que mon gaga.

6.7.2000

Read Full Post »