Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Öykü’ Category

İş Bankası Kültür Yayınları “Kayıp Şairler” adlı yeni bir diziye başladı. Bu dizinin ilk iki kitabı Halim Şefik’in Otopsi’si ile Nevzat Üstün’ün Ak Yeşil Kavak Ağaçları.

Kimlere “kayıp şairler” diyebiliriz diye düşündüğümde yanıtlamakta zorlandım.

Memet Fuat’ın Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi’nde her iki şair de yer almış. Şiirimizin ana belleklerinden biri olarak bu yapıtı kabul edersek, “kayıp” diyemeyiz bu şairlere.

22 yaşında ölen Rüştü Onur, 24 yaşında ölen Muzaffer Tayyip Uslu, 70’li yaşlarında tek başına bir otel odasında yaşarken bir yandan şiir yazmayı sürdüren, bir yandan da Sanat El Kitapları yayımlayan İlhami Bekir Tez, şairliği unutulsa da sahnelerdeki, filmlerdeki görüntüleri unutulmaz Cahit Irgat ve daha niceleri bu yapıtta yerlerini, değerlerini koruyorlar.

Öte yandan kitaplarının basılması, kitabevlerinde bulunması gibi ölçütleri temel aldığımızda bambaşka bir sorun ortaya çıkıyor: Çağdaş şiirimizin nice değerli ozanının kitaplarını bulabilmek ne yazık, çok zor. Yayıncılar basmaya, kitabevleri raflarında bulundurmaya gerek görmüyorlar böyle kitapları.

Orhan Veli, 1950’de, “dünya milletleri karşısına alın akıyla çıkacak şairlerimiz var. Unutmayalım onları. Unutmayalım onları demek, milli menfaatlerimizi unutmayalım demektir.” demişti.

Ancak ülkemizin en değerli varlıklarından biri olan çağdaş şiirimizi unuttuk. Onun ülkemizi dünyada temsil edebilecek önemli bir güç olduğunu göremedik. Toprakaltındaki değerli madenler gibi çağdaş şiirimiz, halkımızın ve dünyanın yararına sunulamadı.

Ne ders kitaplarında yeterince yer alabildi,  toplumumuzun derinliklerine yayılabildi ne de dünyaya tanıtılabildi.

İş Bankası Kültür Yayınları’nın “Kayıp Şairler” dizisi, çağdaş şiirimizin değerlerini toplumumuza yeniden anımsatabilecekse, bu dizide yayımlanacak çok sayıda kitap var demektir.

* * *

Nevzat Üstün’ün kitabında şiirseverleri yakından ilgilendirecek Edip Cansever’in bir mektubu da yer alıyor. Mektubun önemi, şairin kendi hayatı, şiiri ve kuşağı üstüne sorgulayıcı görüşler içermesi.

Halim Şefik’i seksenli yıllarda yakından tanımıştım. Çevresindekileri kuşatıveren bir mutluluğu vardı. Ne denli uzak durmak isteseniz de içine alıverirdi sizi. Her söze verecek bir hazırcevabı, her an karşısındakini afallatmayı başaracak bir zekâsı vardı.

Aziz  Nesin, “Kitapçı Halim’in romanını yazamazsam, çok yazık, çok…” demiş. Haklıydı bu yazıklanmasında. Çünkü Halim Şefik çok renkli bir roman kişisiydi. Aziz Nesin komşu oldukları için iyi tanıyordu Halim Şefik’i. O yazamadı ama belki bir başka komşusu ve yakın arkadaşı Tan Oral, bir gün yazar onunla ilgili anılarını.

“Bobi” adlı bir şiiri vardı, dört dizelik: “Sana kimse ekmek vermiyor mu bobi / Ben vereceğim / Seni kimse sevmiyor mu bobi / Ben seveceğim”. Kitabı bir daha basılırsa adını “Bobi” koyacağını söylerdi.

Şiirinin tadı kolay kolay kaybolmayacak şairlerden Halim Şefik. Çünkü o tadı gönlünce, özgürce yaşadığı hayatından derlemişti. Ruhi Su’nun türküleştirdiği “Kılıç Balığının Öyküsü”nü dinleyenler, dahası kitabındaki cıvıl cıvıl yaşam sevinciyle dolu şiirlerini okuyanlar nasıl unutabilirler onu?

Kitabını yeniden okurken elyazısıyla yazıp bana verdiği bir şiirinin kitapta olmadığını farkettim. Onu da buraya alayım da belki sonraki basımlara eklenir.

PERÇEMLİ OĞLAK

Anakeçi her zaman perçemli oğlak doğurmaz

Fatoş hemşire sen bu ozan sözünü

Lütfen bir kenara yaz.

Perçemli oğlaklar küpeli ve daha bir oyuncu olurlar.

13.5.2009

Read Full Post »