Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘şiir temaları’

Edebiyatla uğraşanların büyük çoğunluğunun üzerinde anlaşabildikleri ender konulardan biri de William Shakespeare’in gelmiş geçmiş en büyük şairlerden olmasıdır.

Böyle genel bir yargıyla karşılaşınca düşünmeden edemiyor insan: Shakespeare ne yapmış ya da yazmış da dünyanın en büyük yazarı olmuş?

Elli iki yıllık yaşamında yazdığı 38 oyunun yanı sıra 154 şiirin yer aldığı bir de Soneler kitabı var.

Kuşku yok ki, oyunlarında yarattığı kişiliklerle insanoğlunun şu yeryüzünde başına gelebilecek neredeyse bütün insani durumları canlandırmış, değerlendirmiş, derinliğine işlemiştir.

Elbette oyunlarında da büyük şiir gücü görülmektedir ama tek tek şiirler olarak sonelerine baktığımızda daha çok kişisel sorunların çevresinde dönen lirik yapılı ürünlerle karşılaşırız. Çağının en yaygın şiir yapılarından biri olan 14 dizelik “sone” kalıbıyla yazmıştır şiirlerini.

Gizine biraz olsun erebilmek için, Dünya Kitapları arasında çıkan Soneler kitabıyla birlikte verilen, Talât Sait Halman’ın çevirdiği, Defne Halman’la birlikte seslendirdikleri şiirleri dinlemeye koyuldum.

Sıra “76. Sone”ye geldiğinde şairin kendi şiiri üstüne söylediklerine dikkat kesildim:

Niçin benim şiirim yeni süslerden yoksun

Ne çeşnisi yeterli ne de kıvraklığı var

İsterim ki çağına sırt çevirmeyip bulsun

Taptaze söyleyişler, yepyeni anlatışlar

Yazdıklarım benziyor birbirine tıpatıp

Bütün şiirlerimde niçin urbalar aynı

Basmakalıp sözlerim beni ortaya atıp

Ele verir adımı sanatımın aslını

Şunu bil ki sevgilim ben hep seni söylerim

Bir sensin bir de sevgin kullandığım tek konu

Eskileri yeniler en üstün şiirlerim

Önceden ne yazmışsam yine yazarım onu

Nasıl ki güneş her gün hem eskidir hem yeni

Sevgim de yeni baştan söyler her söyleneni

Gelin de çıkın işin içinden?

Shakespeare’den bu yana şiir nerelere gitti geldi. Ne büyük şairler geldi, şiirde ne büyük yenilikler gerçekleşti. Ama Shakespeare’in tahtı bırakın yıkılmayı, sallanmadı bile.

Nedir o zaman işin gizi?

Şairin şiirlerini büyük bir dil gücüyle yazdığı kesin. Benzersiz yalınlıktaki dil güzelliği onu yaşar kılıyor, eskitemiyor insanoğlu o dizeleri.

Öteki ve temel olan özelliği ise, anlattığı şeylerin insana özgü olması. İnsanın şu ya da bu derdini anlatıyor her şiirinde. Ne vardır yeryüzünde her insanın derdi olan? Aşk, ayrılık, gençlik, yaşlılık, sevgi, adalet, eşitlik, sağlık, hastalık, açlık, tokluk, güç, güçsüzlük…

Çok fazla uzatamayız listeyi. İnsanın temel sorunları her çağda aynı, değişmiyor.

Shakespeare’in insana ilişkin yaklaşım ve saptamaları o denli evrensel niteliktedir ki, iktisatçısından tarihçisine, toplumbilimcisinden hukukçusuna bütün düşünürler, yapıtlarında ona göndermede bulunma gereksinimi duyarlar.

Hiç unutmam, Hukuk Fakültesi’nde Medeni Hukuk hocamız Selahattin Sulhi Tekinay, babası belirsiz doğan çocuklarla ilgili dersine Shakespeare’den bu acıyı anlatan bir bölüm okuyarak başlamıştı.

Sosyalist düşüncenin kurucusu Karl Marx, Atinalı Timon oyununu yorumlarken Shakespeare’in paranın iki özelliğini şöyle belirttiğini açıklar: “1- Para, her şeyin evrensel bozucusu ve çarpıtıcısıdır. 2- İnsanların ve ulusların ortak orospusu, ortak pezevengidir.”

Shakespeare’in 400 yıl önce yazdığı şiirler, insanın değişmeyen temel dertlerine, insani özü elden bırakmadan, insanca yaklaşımlar getirdiği için eskimiyor ve daha kim bilir ne kadar eskimeyecek.

9.11.2005

Read Full Post »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 58 takipçiye katılın