Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Antik Yunan şiiri’

Dünkü gazetemizle birlikte Dünya Klasikleri dizisinde, yeryüzünün bilinen en eski ozanlarından Safo’nun (Sappho) şiirleri yetmiş bin okura ulaştı.

Günümüzden iki bin altı yüz yıl önce yaşayan Safo’nun şiirleri, kişisel bir sesin ilk örnekleri olmasıyla da önem taşır,

Bizim Edremit Körfezi’nin karşısındaki Midilli adasında yaşayan Safo, coğrafya olarak da komşumuz, hatta akrabamız sayılır.

Radyo Cumhuriyet’te geçen cumartesi akşamı yayımlanan “Şiir Dünyası” programında, Egemen Berköz, Cengiz Bektaş ve ünlü halkbilimcimiz İlhan Başgöz’le Safo üzerine konuştuk. Bu akrabalık üzerine ilginç açıklamalar geldi.

Cengiz Bektaş, coğrafya ortaklığının bizleri aynı zamanda ortak bir kültürün de ögeleri kıldığını, eski Yunan şiirinin ölçü birimlerine bizim Ege türkülerinde de rastlandığını söyledi.

İlhan Başgöz ise, şiirde “Oğuz biçemi” denilen bir doğrudan anlatım biçemi olduğundan söz açarak bizim halk şiirimizle, antik çağ Ege şiiri arasında söyleyiş ortaklıklarına rastlandığını, dahası bugünkü Türkçemizde kullanılan “gözümün ışığı”, “sevincimden kalkıp oynadım” gibi deyimlere eski Yunan destanlarında da rastlandığını söyledi.

Kolay değil, bin yıldır yaşadığımız bu topraklarda bizden önce de yaşayanlar vardı. Üstelik onlar insanlığın uygarlık yolundaki önemli atılımlarını gerçekleştirmişlerdi. Bizlerin bugün, bu geçmişten habersiz yaşayabilmemiz olanaklı mı?

Her dizesinden toprağımızın güneşinin yansıdığı Safo’nun şiirlerinde Ege’nin sonsuz yıldızlı göğü, zeytinlikler, bağlar yansıyor. Şiirlerinde sık geçen kent adlarından biri Sardes yani bizim Salihli. O zamanlar Salihli, Batı Anadolu’nun en büyük devleti Lydia’nın başkentiymiş. Bugün de akmakta olan Sart Çayı, bu dönemde taşıdığı altın cevherleriyle ünlüymüş. Tarihte ilk para da Salihli’de bu akarsudan toplanan altınlar işlenerek basılmış. Bugünkü Salihli’ye yolu düşünler, o günlerden kalma kalıntıları görebilir, Safo’nun şiirlerinde geçen Sardes’i düşleyebilirler.

Ne giyeyim diye sorma Kleis

Bir zamanlar başıma bağladığım

Sardes’ten gelme, işlemeli

mendilim yok sana verecek.

* * *

Yeni yayımlanan, antik çağın ünlü düşünürü Herakleitos üstüne bir kitap da beni Safo kadar heyecanlandırdı:Herakleitos, Bir Kapalı Söz Ustasıyla Buluşma Denemesi, Samih Rifat, Yapı Kredi Yayınları.

Hani şu, “aynı ırmağa iki kez girilemez” ve “her şey akar” sözleriyle diyalektik düşüncenin öncüsü sayılan ilk çağ Anadolu düşünürü. O da Efes’te yaşamış. Aforizmalarıyla etkisi günümüze dek sürmüş. Herakleitos’un başta gelen özelliği düşüncelerini neredeyse şiirsel bir biçemle söylemesi.

Samih Rifat bu büyük düşünürü çevirirken, yanı sıra açıklayıcı notlar ve çeşitli yazılarla da düşünürü kapsamlı bir biçimde tanıtmayı başarıyor. Dahası onun düşünür yanının ötesine geçip ozan yanını öne çıkarıyor.  İki bin beş yıl önce bizimle aynı toprağa basıp, aynı göğü soluyan bu düşünürün “bu sabah yazılmış gibi” taze birkaç deyişine kulak verelim:

“Çok bilgi akıllı olmayı öğretmez.”

“Yangın söndürmekten önemlidir ölçüsüzlüğü söndürmek.”

“Çok toprak kazar, az bulur altın arayanlar”

Günümüz insanları, ne yazık insanlığın binlerce yılda oluşan temel değerlerini gözardı edip günlük pırıltıların çekiciliğine kaptırıyorlar kendilerini. Tek tek insanları suçlamanın bir anlamı yok. Onlara bugün sunulan dünya bu. Okul kitaplarımızın hangisinde Safo’nun ya da Herakleitos’un adı geçiyor bugün, daha insanlık kültürünün nice temel yapı taşlarının. Yurdunu tanımak, yalnızca dağlarının, ovalarının, kentlerinin adlarını öğrenmekle sınırlı olabilir mi? Bir zeytin ağacının ömrü bin yıldır. Bugün dallarından zeytin koparıp yediğimiz bu ağaçları kim dikti, kim yetiştirdi, onlar bize kimden kaldı, merak etmez mi insan.

Safo gibi bakmalı biraz da yaşadığımız topraklara:

Aşkın da payı var

Güneşin

parıltısında

ve erdeminde.

6.1.1999

Read Full Post »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 59 takipçiye katılın