Deneyenler bilir, şiir yazmak zor iştir. Mutlak bir yalnızlık ve yoğunlaşma ister. Çoğu şairin bu nedenle aile bireyleriyle, işyeri çevreleriyle nasıl çekişmeler yaşadıkları anlatılagelir. İstediği çalışma ortamını bulamayan şairlerin nasıl bir huzursuzluk içine girdikleri de bilinir. Şiir yazan biri olmamdan belki, şairlerin hayatlarına yakından ilgi duyarım. Nasıl yazdıklarından nerede çalıştıklarına, sevdikleri yemeklerden oturdukları evlere dek [...]
‘Yaşam Öyküsü’ Kategorisi için Arşiv
İyi insan Nazım Hikmet
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Yaşam Öyküsü, etiketlendi Nazım Hikmet, Nazım Hikmet'in cömertliği on Şubat 5, 2010 | » yorum bırak;
Nazım Hikmet’in Yaşam Öyküsü – Merhaba Kainat
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Yaşam Öyküsü, etiketlendi Nazım Hikmet on Şubat 2, 2010 | » yorum bırak;
Nâzım, daha 1948’de düşünmeye başladığı, yaşamı boyunca da birçok kez – cezaevlerinde, polis takiplerinde, açık denizlerde, kalp krizlerinde – burun buruna geldiği ölümle sonunda buluştu. Bir sanatçının tamamlanmış bir verimi olarak bakabiliriz ardında bıraktıklarına. Yirminci yüzyılın dev yapıtlarından birini (Memleketimden İnsan Manzaraları) vermiş, yine yüzyılımızın en büyük birkaç şairinden biri kabul edilerek ayrılmıştır yeryüzünden. Daha [...]
“Saçları Saman Sarısı Kirpikleri Mavi”
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Yaşam Öyküsü, etiketlendi Nazım Hikmet, Vera Tulyakova on Şubat 1, 2010 | 3 Yorum »
Ancak Paris’te yine de içini kemiren bir şey vardı. 8 Mayıs’ta, daha geldiğinin ertesi gün yazılan “Sensiz Paris” şiirinden anlıyoruz bunu. Bu şiir yeni bir aşkın ilk ipuçlarıdır aynı zamanda. Nâzım’ın, Yıktı mahvetti beni Paris’te durup dinlenmeden gülüm, seni çağırmak. dediği kişi 1955’in Aralık ayında tanıştığı Vera Tulyakova’dır. 1932 doğumlu olan Vera, Nâzım’dan otuz yaş [...]
Nazım Hikmet’in Yaşam Öyküsü – “Kocalmağa Alışıyorum”
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Yaşam Öyküsü, etiketlendi Nazım Hikmet, Pablo Neruda on Ocak 26, 2010 | » yorum bırak;
Kendisine ünlü yazarlara sağlanan olanaklar tanındı. Ev, araba, şöför ve hizmetçi verildi. Dünya Barış Konseyi’ne üye seçildi. Kendini bulduğu özgürlük ortamında ilk kez TKP’nin adını andığı, Türkiye Komünist Partisi, T.K.P.’m benim seni düşünüyorum. diye başlayan şiirini yazdı. Partili arkadaşlarıyla yeniden ilişki kurdu. Parti işlerinde de çalışmaya başladı. 1928’de Sovyetler’den dönerken birlikte Hopa Hapishanesi’nde yattıkları İsmail [...]
Nazım Hikmet’in Yaşam Öyküsü – Ayrılış
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Yaşam Öyküsü, etiketlendi Nazım Hikmet, refik erduran on Ocak 25, 2010 | » yorum bırak;
Münevver Hanım’a askerlik işi için Ankara’ya gideceğini söyleyerek 17 Haziran 1951 pazar günü sabahı saat dörtte evden çıkar. Kapının önündeki nöbetçi polisler arabanın içinde uyumaktadırlar. Yanlarından geçip gider. O sırada Tuzla’da yedeksubaylığını yapmakta olan ve yalnızca Pazar günleri izinli olan Refik ile saat 9’da Tarabya’da buluşmaya karar vermişlerdir. Refik ise, Büyükada’da komşuları olan Malik Yolaçan’ın [...]
Nazım Hikmet’in Yaşam Öyküsü – 11 ay İstanbul
Posted in Düzyazılar, Melih Cevdet Anday, Nazım Hikmet, Türk Şiiri, Yaşam Öyküsü, etiketlendi Nazım Hikmet, refik erduran on Ocak 24, 2010 | » yorum bırak;
Bir aya yakın Vâ-Nû’larda kalan Nâzım, yıllardır uzak kaldığı günlük hayata yeniden alışmaya çalışır. Abidin Dino’ların Göztepe’de, deniz kıyısındaki evlerinde yıllar sonra ilk kez denize girer. Ruhi Su, Melih Cevdet Anday, Vedat Günyol, Peride Celal gibi yeni ünlenen sanatçılarla tanışır. Burgazada’da Sait Faik’i görür. Üvey kızkardeşi Melda ile nişanlanan oyun yazarlığına hevesli yirmi üç yaşındaki [...]
Nazım Hikmet’in Yaşam Öyküsü – Cezaevi Yılları
Posted in Düzyazılar, Kemal Tahir, Memet Fuat, Nazım Hikmet, Türk Şiiri, Yaşam Öyküsü, Şiir, Şiir yazmak, etiketlendi Kemal Tahir, Kuvayi Milliye Destanı, Memet Fuat, Memleketimden insan manzaraları, Nazım Hikmet, Nazım Hikmet'in cezaevi yılları, Orhan Kemal, Piraye, Tosca Operası, İbrahim Balaban on Ocak 21, 2010 | » yorum bırak;
Nâzım’ın uzun cezaevi yılları 1940 Şubatında Çankırı Cezaevine gönderilmesiyle başladı. Nisan sonunda Piraye de Çankırı’ya geldi. Bir ev tuttu. Buraya yerleşip, dikiş dikerek kocasına bakmayı düşünüyordu. Nâzım’ın da dönem dönem eve çıkabileceğini düşünüyorlardı. Ancak bu gerçekleşemedi. Öte yandan İstanbul’da dedelerine bıraktığı çocukları da Piraye’nin aklından çıkmıyordu. Tanımadığı bir Anadolu kentinde tek başına bir kadın olarak [...]
Nazım Hikmet’in Yaşam Öyküsü – Büyük Oyun
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Türk Şiiri, Yaşam Öyküsü, Şiir, etiketlendi Nazım Hikmet, Nazım Hikmet'în Yaşam Öyküsü on Ocak 19, 2010 | » yorum bırak;
1936 yılı sonlarında bir Harp Okulu öğrencisinin üzerinde resmi üniformasıyla İpek Sineması’nda kendisini ziyarete gelmesi, ardından bir provokasyon geleceği kuşkusuyla Nâzım’ın çok canını sıktı. Hemen polis müdürlüğünü arayarak “Kendi halimde, ailemin nafakasını çıkarmak için çalışıyorum. Kimsenin etlisine sütlüsüne karıştığım yok. Yine de beni taciz ediyorsunuz. Rica ederim çekin bu adamları,” dedi. 1937’nin 3 Aralık günü [...]
“İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti”
Posted in Düzyazılar, Garip, Memet Fuat, Nazım Hikmet, Orhan Veli, Türk Şiiri, Yaşam Öyküsü, Şiir, Şiir akımları, Şiir yazmak, etiketlendi Bursa Cezaevi, Nazım Hikmet, Nazım Hikmet'în Yaşam Öyküsü, Orhan Veli, Piraye on Ocak 18, 2010 | » yorum bırak;
Piraye Hanım’la olan yakınlığı ise aşka dönüşmüştü. Piraye’nin evinde sakin bir hayat sürdürme isteği, Nâzım’ın yaşama biçimiyle bağdaşmıyordu. Bu çekişmeler şaire ünlü “Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri” adlı şiiri yazdırdı. Nâzım ile Piraye evlenmeye karar verdiklerinde iki aile de Kadıköy’de birbirine yakın apartman dairelerinde oturuyorlardı. Birlikte büyük bir köşke taşınmaya karar verdiler. Erenköy’deki [...]
Nazım Hikmet’in Yaşam Öyküsü – Yurtta ilk kitaplar
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Türk Şiiri, Yaşam Öyküsü, Şiir, etiketlendi Nazım Hikmet, Nazım Hikmet'în Yaşam Öyküsü on Ocak 17, 2010 | » yorum bırak;
İstanbul’da M. Zekeriya Sertel ve eşi Sabiha Sertel’in yayımladıkları “Resimli Ay” adlı derginin yazı kadrosuna girdi ve aynı zamanda derginin düzeltmeni olarak da çalışmaya başladı. Nâzım’ın babası Hikmet Bey oğlunun yargılanmaları nedeniyle Matbuat müdürlüğünden istifa etmiş, Kadıköy’deki Süreyya sinemasının yöneticiliğini yapıyordu. Bu arada Cavide adlı bir hanımla yeniden evlenmişti. Bir de ikizleri olmuştu. Nâzım baba [...]
Nazım Hikmet’in Yaşam Öyküsü – Yollarda
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Türk Şiiri, Yaşam Öyküsü, etiketlendi Nazım Hikmet, nazım hikmet'in yolculukları on Ocak 15, 2010 | 2 Yorum »
Anadolu’da başlayan Ulusal Kurtuluş hareketinin genç şairi çekmemesi düşünülemezdi. Ankara’nın çağrısı üzerine yakın arkadaşı Vâ-Nû ve daha yaşlı kuşağın şairlerinden Faruk Nafiz ve Yusuf Ziya ile birlikte 1 Ocak 1921 günü “Yeni Dünya” vapuruyla İstanbul’dan ayrılırlar. Nâzım gideceğini ailesine açıklayamamış, yanına hiçbir şey almadan üzerindeki elbiselerle gemiye binmişti. Yedi yaşından beri yaşadığı kentinden ilk ayrılışı [...]
Nazım Hikmet’in Yaşam Öyküsü – Mutlu Çocukluk
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Türk Şiiri, Yaşam Öyküsü, Şiir, etiketlendi Mehmet Emin Yurdakul, Nazım Hikmet, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Nazım Hikmet'in cömertliği, Nazım Hikmet'in yurtseverliği, Tevfik Fikret, Yahya Kemal on Ocak 14, 2010 | 1 Yorum »
Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nın sergi salonunu geziyorum. Şairin çocukluğundan kızkardeşi Samiye’nin sakladığı eşyaları: Zıbınlıkları, mama kaşığı, saçlarından kesilmiş bir bukle, küçücükken giydiği kimi giysiler… Başka herhangi bir insana ait olduklarında hiçbir anlamı olmayacak bu eşyaların büyük şaire ait olması nasıl da bütün anlamını değiştiriveriyor. İnsan kişiliğinin önemli bir bölümünün yaşamın ilk birkaç yılında [...]