Yastığında şiirlerle yatan gül! Yüzünle gelirdi gün ve gece Çağlayanlar dökülürken şakağından Kumrular serinlerdi boynunun gölgeliklerinde Rastlantı sabahı bir kediydim pencerende Bir kâse süttü yüzün, doyurdu beni Pembe soluk, göğsünde kayan çocuk eli Sevgi yapraklı yıldızlardı gözlerinde Geceler boyu aştığım yolları boyardı Başımda sonsuz göğün deldiği bulutlar Karanlık, hüzünden maske Hayat, aydınlığı olmayan bir ışıktı [...]
‘Şiir’ Kategorisi için Arşiv
NAR AĞACI
Posted in Yitik Bahar, Şiir, Şiirler, etiketlendi Turgay Fişekçi, Turgay Fişekçi şiirleri, Yitik Bahar on Mart 22, 2010 | » yorum bırak;
Özdemir İnce’nin Hürriyet’te 13 Mart 2010 tarihli yazısı
Posted in Özdemir İnce, Duyurular, etiketlendi Özdemir İnce, Bertrand Russell, Jean Paul Sartre, Sözcükler Dergisi, soykırım on Mart 15, 2010 | » yorum bırak;
Özdemir İnce geçen cumartesi Sözcükler Dergisinin son sayısını referans alarak aşağıdaki yazıyı yayınladı… SÖZCÜKLER (İki aylık edebiyat dergisi, Mart-Nisan 2010-2) dergisi çok hayırlı bir iş yaptı: Jean-Paul Sartre’ın Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde yaptığı konuşmayı (verdiği bildiriyi) yayımladı. Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi daha çok Russell Mahkemesi olarak bilinir. Söz konusu mahkeme, İngiliz filozof Bertrand Russell önderliğinde [...]
SÖZCÜKLER DERGİSİ 5 YAŞINA GİRDİ
Posted in Düzyazılar, Duyurular, Şiir, etiketlendi Sözcükler Dergisi on Şubat 20, 2010 | » yorum bırak;
5. yıla girerken bir kez daha Merhaba, Elinizdeki sayı ile Sözcükler, dördüncü yılını doldurup beş yaşına bastı. Doğrusu yola çıkarken derginin bugün ulaştığı konumu hiç düşünmemiştik. Birkaç arkadaş, özellikle uzun şiirlerini yayımlatacak dergi bulamadıklarından, ortak edebiyat değerlerimizin yansıdığı bir yayın organının yokluğundan yakınıyorlardı. Benim geçmişimde 1978’de Sanat Emeği ile başlayan 2005’te Adam Sanat ile biten [...]
LEYLAKLAR YANARKEN
Posted in Turgay Fişekçi, Yitik Bahar, Şiirler, etiketlendi Leylaklar Yanarken, Turgay Fişekçi, Turgay Fişekçi şiirleri on Şubat 15, 2010 | » yorum bırak;
Leylaklar açarken doğmuş annem Lacivert gözlü bir genden Avunya diye bir kasaba Adını bile sildi cehennem. Bu yıl leylaklar, ölümcül mora boğdu dünyayı Çocuklar anne karnında hastalandı Yirmi gün aç kaldı, yedi yıl hapis yatan Son pandalar sergilendi New York’da Yuvasız kaldı, yavru kaplumbağalar. Bu yıl da leylaklar açarken Bir kez daha yöneldik hayatın tozlarına [...]
Edebiyatın Tanıtım Değeri
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Orhan Pamuk, Roman, Yaşar Kemal, etiketlendi Atatürk, Avrupa birliği, edebiyat, Edebiyatın değeri, Fatih Terim, Galatasaray, Nazım Hikmet, Orhan Pamuk, Yaşar Kemal on Şubat 9, 2010 | » yorum bırak;
Geçenlerde televizyon haberlerinden kulağıma çalındı. Avrupa Birliği ülkelerinde sık sık yapılan kamuoyu yoklamalarından biri daha. İnsanlara soruluyor, Türkiye’nin AB üyeliğini destekliyor musunuz? Polonya ve İspanya halkı arasında destek yüzde elliyi geçiyormuş, buna karşın Almanya ve Fransa’da çok düşük. Bu sıradan haberin devamı daha ilginçti. Soruşturma sırasında insanlara “Türkiye denince aklınıza ilk gelen şey nedir?” diye [...]
Çürüyen İnsan mı, Düzen mi?
Posted in Düzyazılar, Eleştiri, Memet Fuat, Nazım Hikmet, Sinema, etiketlendi Kaan Arslanoğlu, Karl Marx, Memet Fuat, Nazım Hikmet, Woody Allen on Şubat 8, 2010 | » yorum bırak;
Woody Allen ile Kaan Arslanoğlu’ndan benzer düşünceler duyacağım aklıma gelmezdi. Şu sıralar sinemalarda gösterilmekte olan “Kim Kiminle Nerede?” adlı filmin başlangıç sahnelerinde başkahraman yaklaşık şöyle diyor: “Gelmiş geçmiş bütün düşünürler insanoğlu üstüne en mükemmel düşünceleri geliştirirken, dikkate almayı unuttukları tek bir unsur vardı. O da insanoğlunun ne denli bencil, küçük hesaplar peşinde koşan, ‘çürük’ bir [...]
İyi insan Nazım Hikmet
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Yaşam Öyküsü, etiketlendi Nazım Hikmet, Nazım Hikmet'in cömertliği on Şubat 5, 2010 | » yorum bırak;
Deneyenler bilir, şiir yazmak zor iştir. Mutlak bir yalnızlık ve yoğunlaşma ister. Çoğu şairin bu nedenle aile bireyleriyle, işyeri çevreleriyle nasıl çekişmeler yaşadıkları anlatılagelir. İstediği çalışma ortamını bulamayan şairlerin nasıl bir huzursuzluk içine girdikleri de bilinir. Şiir yazan biri olmamdan belki, şairlerin hayatlarına yakından ilgi duyarım. Nasıl yazdıklarından nerede çalıştıklarına, sevdikleri yemeklerden oturdukları evlere dek [...]
Nazım Hikmet’in Yaşam Öyküsü – Merhaba Kainat
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Yaşam Öyküsü, etiketlendi Nazım Hikmet on Şubat 2, 2010 | » yorum bırak;
Nâzım, daha 1948’de düşünmeye başladığı, yaşamı boyunca da birçok kez – cezaevlerinde, polis takiplerinde, açık denizlerde, kalp krizlerinde – burun buruna geldiği ölümle sonunda buluştu. Bir sanatçının tamamlanmış bir verimi olarak bakabiliriz ardında bıraktıklarına. Yirminci yüzyılın dev yapıtlarından birini (Memleketimden İnsan Manzaraları) vermiş, yine yüzyılımızın en büyük birkaç şairinden biri kabul edilerek ayrılmıştır yeryüzünden. Daha [...]
“Saçları Saman Sarısı Kirpikleri Mavi”
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Yaşam Öyküsü, etiketlendi Nazım Hikmet, Vera Tulyakova on Şubat 1, 2010 | 3 Yorum »
Ancak Paris’te yine de içini kemiren bir şey vardı. 8 Mayıs’ta, daha geldiğinin ertesi gün yazılan “Sensiz Paris” şiirinden anlıyoruz bunu. Bu şiir yeni bir aşkın ilk ipuçlarıdır aynı zamanda. Nâzım’ın, Yıktı mahvetti beni Paris’te durup dinlenmeden gülüm, seni çağırmak. dediği kişi 1955’in Aralık ayında tanıştığı Vera Tulyakova’dır. 1932 doğumlu olan Vera, Nâzım’dan otuz yaş [...]
Nazım Hikmet’in Yaşam Öyküsü – “Kocalmağa Alışıyorum”
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Yaşam Öyküsü, etiketlendi Nazım Hikmet, Pablo Neruda on Ocak 26, 2010 | » yorum bırak;
Kendisine ünlü yazarlara sağlanan olanaklar tanındı. Ev, araba, şöför ve hizmetçi verildi. Dünya Barış Konseyi’ne üye seçildi. Kendini bulduğu özgürlük ortamında ilk kez TKP’nin adını andığı, Türkiye Komünist Partisi, T.K.P.’m benim seni düşünüyorum. diye başlayan şiirini yazdı. Partili arkadaşlarıyla yeniden ilişki kurdu. Parti işlerinde de çalışmaya başladı. 1928’de Sovyetler’den dönerken birlikte Hopa Hapishanesi’nde yattıkları İsmail [...]
Nazım Hikmet’in Yaşam Öyküsü – Ayrılış
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Yaşam Öyküsü, etiketlendi Nazım Hikmet, refik erduran on Ocak 25, 2010 | » yorum bırak;
Münevver Hanım’a askerlik işi için Ankara’ya gideceğini söyleyerek 17 Haziran 1951 pazar günü sabahı saat dörtte evden çıkar. Kapının önündeki nöbetçi polisler arabanın içinde uyumaktadırlar. Yanlarından geçip gider. O sırada Tuzla’da yedeksubaylığını yapmakta olan ve yalnızca Pazar günleri izinli olan Refik ile saat 9’da Tarabya’da buluşmaya karar vermişlerdir. Refik ise, Büyükada’da komşuları olan Malik Yolaçan’ın [...]
Nazım Hikmet’in Yaşam Öyküsü – 11 ay İstanbul
Posted in Düzyazılar, Melih Cevdet Anday, Nazım Hikmet, Türk Şiiri, Yaşam Öyküsü, etiketlendi Nazım Hikmet, refik erduran on Ocak 24, 2010 | » yorum bırak;
Bir aya yakın Vâ-Nû’larda kalan Nâzım, yıllardır uzak kaldığı günlük hayata yeniden alışmaya çalışır. Abidin Dino’ların Göztepe’de, deniz kıyısındaki evlerinde yıllar sonra ilk kez denize girer. Ruhi Su, Melih Cevdet Anday, Vedat Günyol, Peride Celal gibi yeni ünlenen sanatçılarla tanışır. Burgazada’da Sait Faik’i görür. Üvey kızkardeşi Melda ile nişanlanan oyun yazarlığına hevesli yirmi üç yaşındaki [...]
Nazım Hikmet’in Yaşam Öyküsü – Cezaevi Yılları
Posted in Düzyazılar, Kemal Tahir, Memet Fuat, Nazım Hikmet, Türk Şiiri, Yaşam Öyküsü, Şiir, Şiir yazmak, etiketlendi Kemal Tahir, Kuvayi Milliye Destanı, Memet Fuat, Memleketimden insan manzaraları, Nazım Hikmet, Nazım Hikmet'in cezaevi yılları, Orhan Kemal, Piraye, Tosca Operası, İbrahim Balaban on Ocak 21, 2010 | » yorum bırak;
Nâzım’ın uzun cezaevi yılları 1940 Şubatında Çankırı Cezaevine gönderilmesiyle başladı. Nisan sonunda Piraye de Çankırı’ya geldi. Bir ev tuttu. Buraya yerleşip, dikiş dikerek kocasına bakmayı düşünüyordu. Nâzım’ın da dönem dönem eve çıkabileceğini düşünüyorlardı. Ancak bu gerçekleşemedi. Öte yandan İstanbul’da dedelerine bıraktığı çocukları da Piraye’nin aklından çıkmıyordu. Tanımadığı bir Anadolu kentinde tek başına bir kadın olarak [...]
Nazım Hikmet’in Yaşam Öyküsü – Büyük Oyun
Posted in Düzyazılar, Nazım Hikmet, Türk Şiiri, Yaşam Öyküsü, Şiir, etiketlendi Nazım Hikmet, Nazım Hikmet'în Yaşam Öyküsü on Ocak 19, 2010 | » yorum bırak;
1936 yılı sonlarında bir Harp Okulu öğrencisinin üzerinde resmi üniformasıyla İpek Sineması’nda kendisini ziyarete gelmesi, ardından bir provokasyon geleceği kuşkusuyla Nâzım’ın çok canını sıktı. Hemen polis müdürlüğünü arayarak “Kendi halimde, ailemin nafakasını çıkarmak için çalışıyorum. Kimsenin etlisine sütlüsüne karıştığım yok. Yine de beni taciz ediyorsunuz. Rica ederim çekin bu adamları,” dedi. 1937’nin 3 Aralık günü [...]
“İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti”
Posted in Düzyazılar, Garip, Memet Fuat, Nazım Hikmet, Orhan Veli, Türk Şiiri, Yaşam Öyküsü, Şiir, Şiir akımları, Şiir yazmak, etiketlendi Bursa Cezaevi, Nazım Hikmet, Nazım Hikmet'în Yaşam Öyküsü, Orhan Veli, Piraye on Ocak 18, 2010 | » yorum bırak;
Piraye Hanım’la olan yakınlığı ise aşka dönüşmüştü. Piraye’nin evinde sakin bir hayat sürdürme isteği, Nâzım’ın yaşama biçimiyle bağdaşmıyordu. Bu çekişmeler şaire ünlü “Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri” adlı şiiri yazdırdı. Nâzım ile Piraye evlenmeye karar verdiklerinde iki aile de Kadıköy’de birbirine yakın apartman dairelerinde oturuyorlardı. Birlikte büyük bir köşke taşınmaya karar verdiler. Erenköy’deki [...]