Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

‘Memet Fuat’ Kategorisi için Arşiv

Woody Allen ile Kaan Arslanoğlu’ndan benzer düşünceler duyacağım aklıma gelmezdi. Şu sıralar sinemalarda gösterilmekte olan “Kim Kiminle Nerede?” adlı filmin başlangıç sahnelerinde başkahraman yaklaşık şöyle diyor: “Gelmiş geçmiş bütün düşünürler insanoğlu üstüne en mükemmel düşünceleri geliştirirken, dikkate almayı unuttukları tek bir unsur vardı. O da insanoğlunun ne denli bencil, küçük hesaplar peşinde koşan, ‘çürük’ bir [...]

Yazının Tamamını Oku »

Nâzım’ın uzun cezaevi yılları 1940 Şubatında Çankırı Cezaevine gönderilmesiyle başladı. Nisan sonunda Piraye de Çankırı’ya geldi. Bir ev tuttu. Buraya yerleşip, dikiş dikerek kocasına bakmayı düşünüyordu. Nâzım’ın da dönem dönem eve çıkabileceğini düşünüyorlardı. Ancak bu gerçekleşemedi. Öte yandan İstanbul’da dedelerine bıraktığı çocukları da Piraye’nin aklından çıkmıyordu. Tanımadığı bir Anadolu kentinde tek başına bir kadın olarak [...]

Yazının Tamamını Oku »

Piraye Hanım’la olan yakınlığı ise aşka dönüşmüştü. Piraye’nin evinde sakin bir hayat sürdürme isteği, Nâzım’ın yaşama biçimiyle bağdaşmıyordu. Bu çekişmeler şaire ünlü “Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri” adlı şiiri yazdırdı. Nâzım ile Piraye evlenmeye karar verdiklerinde iki aile de Kadıköy’de birbirine yakın apartman dairelerinde oturuyorlardı. Birlikte büyük bir köşke taşınmaya karar verdiler. Erenköy’deki [...]

Yazının Tamamını Oku »

İş Bankası Kültür Yayınları “Kayıp Şairler” adlı yeni bir diziye başladı. Bu dizinin ilk iki kitabı Halim Şefik’in Otopsi’si ile Nevzat Üstün’ün Ak Yeşil Kavak Ağaçları. Kimlere “kayıp şairler” diyebiliriz diye düşündüğümde yanıtlamakta zorlandım. Memet Fuat’ın Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi’nde her iki şair de yer almış. Şiirimizin ana belleklerinden biri olarak bu yapıtı kabul edersek, [...]

Yazının Tamamını Oku »

“Bu dünyayı bir gün ihtiyarlığı bilmeden, yaşamadan, ölümü tanımadan bırakacağım,” demişti İlhan Berk, öyle de oldu. Doksan yıllık ömrünü yaşlanamadan tamamladı. Nedir insanı yaşlandırmayan, genç tutan temel güdü? Bu dünyaya, hayata inanmak ve sevmek. “Her zaman büyülü bir sevinç duydum dünyada olmaktan. Arama hiçbir şey koymadan baktım dünyaya, onu öyle kavramaya çalıştım.” Yaşamaktan böylesine sevinç [...]

Yazının Tamamını Oku »

Saat Farkı adlı kitabıyla bu yılın Yunus Nadi Ödülü’nü şiir dalında kazananlardan Roni Margulies, son on yılda yayımlanan şiir kitaplarıyla şiirimiz içinde kendine özel bir edinmiş bir şair. Bu özel yerin bir nedeni, günümüz şairlerinde az görülen şiirin geleneksel sesleriyle bağ kurması ise, öteki nedeni de Türkiye’den uzakta yaşıyor olmanın verdiği, olaylara, sorunlara dar dünyaların [...]

Yazının Tamamını Oku »

Sabri Altınel öleli 20 yıl olmuş. Şiirimizin bu sessiz insanının, yaşadığı yıllarda olduğu gibi, ölümünden sonra da kişiliğinin en önemli özellikleri olan ağırbaşlılığı, alçakgönüllülüğü korundu. Neyse ki, eleştiri denen, varlığı yokluğu üstüne sürekli tartışılan bir kalıcı kurum var. Türk şiir eleştirisi, kendisi ne denli geride dursa, kendi halinde yaşasa da Sabri Altınel’in değerini teslim eden [...]

Yazının Tamamını Oku »

Çağdaş şiirimizi inceleyenler, Cahit Külebi’nin şiirini çok sınırlayıcı bir tanımla “köy şiiri” olarak anarlar. “Çağdaş şiirimize köyü, köylüleri, köylü duyarlığını getiren…” (Memet Fuat). “Cahit Külebi, kırın tek şairi.” (Cemal Süreya). Kemal Özer’in değerlendirmesi ise ayrılır bu genel yargılardan: “Dünyayı alabildiğine doğal bir biçimde şiirsel olarak algılamanın ustası.” Külebi, “köy şairi” olarak tanımlanınca ister istemez öne [...]

Yazının Tamamını Oku »

Devlet yönetimimizin ilginç bir tutumu var: Kimi konularda dediğim dedik tavrından hiçbir biçimde vazgeçmiyor. Sözgelimi Rıfat Ilgaz, bu nedenle bütün yaşamı boyunca olmadık baskılara uğradı, hiç hak etmediği çileler çekti. Dün ölümünün 40. yılında anılan Nâzım Hikmet de böylesi yazarlarımızdan. Ölümünün ardından 40 yıl geçmesine karşın Nâzım Hikmet’le ilgili önyargıların, korkuların, çekingenliklerin ortadan kalktığını söyleyebilmek [...]

Yazının Tamamını Oku »

Memet Fuat, “Nâzım Hikmet’in Türk Şiirindeki Yeri” başlıklı yazısında, 1929’da  835 Satır adlı ilk kitabının yayımlanmasıyla şairin, “Türk şiirinde bir bomba gibi patla”dığını, “o güne dek şiire girmez sayılan konuları, alışılmış kuralları altüst eden bir serbestlikle şiirleştiriver”diğini yazar. 1936’da yayımlanan Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı’nda geleneksel şiirle çağdaş şiirin buluştuğu yeni bir şiire ulaştığı [...]

Yazının Tamamını Oku »

’80 sonrası şiirimizin önde gelen isimlerinden Şavkar Altınel şiir üstüne yazılarını kitaplaştırdı: Soğuğa Açılan Pencere (Yapı Kredi Yayınları). Ünlü yazarımız Orhan Pamuk, kitabın arka kapak yazısında, “Bu parlak kitap Türkçede şiir üzerine yazılmış en iyi, en okunaklı iki kitaptan biri.” diyor. İster istemez öteki kitap hangisi diye düşünüyor insan. Benim aklıma iki kitap geldi:Turgut Uyar’ın [...]

Yazının Tamamını Oku »

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 27 other followers