Gece yarılarının ötesinde yüzüm
Sana döndüğünde
Çamurdan yuvalarını yapar gibi saçak altlarına
Kırlangıçlar kalkıp yüzünden
Göz kapaklarıma konar.
Ağızlarında bağbozumlarının şırası
ve yanan yaprakların mavi duman tadı
Leylekler gitse de onlar ayrılamaz
yüzünün her dem yeşil sıcaklığından
Taşırlar baharını gözlerime.
Gözlerimden başka kanıtım kalmadı
gençliğime
— En yakınlarım söyledi bunu, inanıyorum
Oysa daha otuz bile değilim —
Seni alır, ışıklı oyuncaklar yaparım kendime
Çok uzakta kalmış bir arkadaştı sevinç
göreceğimi artık ummadığım.
Yaradılışını düşünsem, bulamam
Hangi denizin köpükleriydi
gözlerinin yedi rengi
Kırlangıçlar bu bağ bozumunda şırayı
göğüslerinden emdi.
Denizlerden, karalardan, bağlardan uzak
Belirsizlikler içinde bir dünyada
Biz, asfaltın çatlağında biten bir çift ot
Birbirine titrek dokunuşlarla yaslanan
Üzerimizden otomobiller gelip geçer de
Yağmurlar bize yeter.
Hiç görmesem de yüzünü
Kırlangıçlar getirip bırakır başucuma her sabah
gözlerinin yedi rengini
Ağızlarında göğüslerinin buğu ve şırası
Alınlarında saçlarının sis ve yaseminler içindeki göğü.
Ben gözlerinin renkleriyle boyarım
Her sabah karşımdaki simsiyah duvarı.