Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Ocak, 2010 için Arşiv

Kendisine ünlü yazarlara sağlanan olanaklar tanındı. Ev, araba, şöför ve hizmetçi verildi. Dünya Barış Konseyi’ne üye seçildi. Kendini bulduğu özgürlük ortamında ilk kez TKP’nin adını andığı, Türkiye Komünist Partisi, T.K.P.’m benim seni düşünüyorum. diye başlayan şiirini yazdı. Partili arkadaşlarıyla yeniden ilişki kurdu. Parti işlerinde de çalışmaya başladı. 1928’de Sovyetler’den dönerken birlikte Hopa Hapishanesi’nde yattıkları İsmail [...]

Yazının Tamamını Oku »

Münevver Hanım’a askerlik işi için Ankara’ya gideceğini söyleyerek 17 Haziran 1951 pazar günü sabahı saat dörtte evden çıkar. Kapının önündeki nöbetçi polisler arabanın içinde uyumaktadırlar. Yanlarından geçip gider. O sırada Tuzla’da yedeksubaylığını yapmakta olan ve yalnızca Pazar günleri izinli olan Refik ile saat 9’da Tarabya’da buluşmaya karar vermişlerdir. Refik ise, Büyükada’da komşuları olan Malik Yolaçan’ın [...]

Yazının Tamamını Oku »

Bir aya yakın Vâ-Nû’larda kalan Nâzım, yıllardır uzak kaldığı günlük hayata yeniden alışmaya çalışır. Abidin Dino’ların Göztepe’de, deniz kıyısındaki evlerinde yıllar sonra ilk kez denize girer. Ruhi Su, Melih Cevdet Anday, Vedat Günyol, Peride Celal gibi yeni ünlenen sanatçılarla tanışır. Burgazada’da Sait Faik’i görür. Üvey kızkardeşi Melda ile nişanlanan oyun yazarlığına hevesli yirmi üç yaşındaki [...]

Yazının Tamamını Oku »

Nâzım’ın uzun cezaevi yılları 1940 Şubatında Çankırı Cezaevine gönderilmesiyle başladı. Nisan sonunda Piraye de Çankırı’ya geldi. Bir ev tuttu. Buraya yerleşip, dikiş dikerek kocasına bakmayı düşünüyordu. Nâzım’ın da dönem dönem eve çıkabileceğini düşünüyorlardı. Ancak bu gerçekleşemedi. Öte yandan İstanbul’da dedelerine bıraktığı çocukları da Piraye’nin aklından çıkmıyordu. Tanımadığı bir Anadolu kentinde tek başına bir kadın olarak [...]

Yazının Tamamını Oku »

1936 yılı sonlarında bir Harp Okulu öğrencisinin üzerinde resmi üniformasıyla İpek Sineması’nda kendisini ziyarete gelmesi, ardından bir provokasyon geleceği kuşkusuyla Nâzım’ın çok canını sıktı. Hemen polis müdürlüğünü arayarak “Kendi halimde, ailemin nafakasını çıkarmak için çalışıyorum. Kimsenin etlisine sütlüsüne karıştığım yok. Yine de beni taciz ediyorsunuz. Rica ederim çekin bu adamları,” dedi. 1937’nin 3 Aralık günü [...]

Yazının Tamamını Oku »

Piraye Hanım’la olan yakınlığı ise aşka dönüşmüştü. Piraye’nin evinde sakin bir hayat sürdürme isteği, Nâzım’ın yaşama biçimiyle bağdaşmıyordu. Bu çekişmeler şaire ünlü “Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri” adlı şiiri yazdırdı. Nâzım ile Piraye evlenmeye karar verdiklerinde iki aile de Kadıköy’de birbirine yakın apartman dairelerinde oturuyorlardı. Birlikte büyük bir köşke taşınmaya karar verdiler. Erenköy’deki [...]

Yazının Tamamını Oku »

İstanbul’da M. Zekeriya Sertel ve eşi Sabiha Sertel’in yayımladıkları “Resimli Ay” adlı derginin yazı kadrosuna girdi ve aynı zamanda derginin düzeltmeni olarak da çalışmaya başladı. Nâzım’ın babası Hikmet Bey oğlunun yargılanmaları nedeniyle Matbuat müdürlüğünden istifa etmiş, Kadıköy’deki Süreyya sinemasının yöneticiliğini yapıyordu. Bu arada Cavide adlı bir hanımla yeniden evlenmişti. Bir de ikizleri olmuştu. Nâzım baba [...]

Yazının Tamamını Oku »

Anadolu’da başlayan Ulusal Kurtuluş hareketinin genç şairi çekmemesi düşünülemezdi. Ankara’nın çağrısı üzerine yakın arkadaşı Vâ-Nû ve daha yaşlı kuşağın şairlerinden Faruk Nafiz ve Yusuf Ziya ile birlikte 1 Ocak 1921 günü “Yeni Dünya” vapuruyla İstanbul’dan ayrılırlar. Nâzım gideceğini ailesine açıklayamamış, yanına hiçbir şey almadan üzerindeki elbiselerle gemiye binmişti. Yedi yaşından beri yaşadığı kentinden ilk ayrılışı [...]

Yazının Tamamını Oku »

Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nın sergi salonunu geziyorum. Şairin çocukluğundan kızkardeşi Samiye’nin sakladığı eşyaları: Zıbınlıkları, mama kaşığı, saçlarından kesilmiş bir bukle, küçücükken giydiği kimi giysiler… Başka herhangi bir insana ait olduklarında hiçbir anlamı olmayacak bu eşyaların büyük şaire ait olması nasıl da bütün anlamını değiştiriveriyor. İnsan kişiliğinin önemli bir bölümünün yaşamın ilk birkaç yılında [...]

Yazının Tamamını Oku »

Altın sarı yapraklarda Hayatın son kez yansıyan ışığı Solarken yüzümde Şiir Kirlenen bir su gibi çıkıp gidiyor hayatımızdan. Üzerinde unutulan meyvaları şarabi nar ağacı Çiçeklerini anımsayan kim kaldı Altmış yıllık çam, nasıl Bu denli kıyıda kalabildiğine şaşkın Orman oynamaz mı yerinden Portakallar birer güneş olup yükselmez mi güz bahçesinden? Ilık toprakta taze güz çimeni Soluğuyla [...]

Yazının Tamamını Oku »

Toprak sürer Dünya kokusuna döner Tohum serper Sevişmenin tadı yayılır Renkler değişir Orak biçerdik. Hepsini bıraktık makinelere Orağın ıslığı senfoni oldu Bıçkıcılar danscı. Önce salonlarda birkaç yüz kişiye Şimdi yatak odalarında sokakta müzik. Uzun yolculuklardı, haftalar aylar Şimdi yirmi dört saat dünyanın çevresi Her buluşla çok zaman kazandık Makineleri biraz da yeni Türküler gibi sevdik. [...]

Yazının Tamamını Oku »

Hayat, kar altında kalan bahar Çiçekleri üzerinde ölüyor en bereketli ağaçlar Üretkenlik dört duvar arasında Kar yağıyor bahar dallarına Üç bin yıllık hayatın bilgesi Sevene acı veren, bedeni bal ülke Işıklarının ardından solup gidiyor insanlar Kar yağıyor güneşli kirpiklerine Yalnız sevda ve kocalma hüznünü yakıştıran ozan Karşında bir sigara içip ölebilirdik İlk sen mi soldun [...]

Yazının Tamamını Oku »

Mevsimlerin dışımızda değiştiği zamanlardı Hep korunarak geçen günler Kalkık yakalar, düşük omuzlar Her an belki bir… Erguvanların görülmediği bir Nisan’dı Süs kirazlarının bilinmediği “Bugün kim?” diye açılan sabahlar Erguvansız, gri bir Nisan’dı Ölmemek Bir insanın sevdiklerine verebileceği tek armağan. Server Hoca’nın resmiyle açıldı gün On yıl öncesinin bir Nisan sabahı Ak çarşaflar içindeydi Papatya tarlasında [...]

Yazının Tamamını Oku »

Kurtulamıyorum, ellerim — Biri, onları kesmişti Ama kaşınıyor avuçlarım. Gözlerim dağlandı kim bilir kaç kez Beyaz bir karanlıkken her şey Gözyaşları nerden çıkıyor karşıma? Yitirilen her şey dönüp tutsak aldı, kendini yokedeni Uskumrular gidince birden çok kalmaya başladık odalarda Şarkıcıların sesleri kirlendi Denize düşen her kirden Her kötü şiirle biraz daha düştü hayat Kıyıya inen [...]

Yazının Tamamını Oku »

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 27 other followers