Son yıllarda peş peşe çok sayıda şiir antolojisi (seçki, güldeste) yayımlandı, yayımlanıyor.
Ancak her yayımlanan antolojinin ardından da tartışmalar eksik olmuyor.
Genellikle antolojiyi hazırlayanlar ve yayımlayanlarla şairler arasındaki tartışmalar iki noktada odaklanıyor:
Birinci nokta, antoloji hazırlayan ve yayımlayanların şairlerin şiirleri üzerinde istedikleri biçimde kullanma özgürlükleri olabilir mi?
Yasaya göre, antoloji hazırlamak, eğitim amaçlı ve emek verilen bir iş olarak nitelenğinden, antoloji hazırlayıcısı seçeceği şiirleri dilediği gibi değerlendirebilir.
Şairler ise şiirleri üzerinde mutlak haklarının bulunduğu, kendilerinden izin alınmadıkça hiçbir biçimde şiirlerinin kullanılamayacağını savunuyorlar. Bu nedenle kimi şairlerin, antoloji hazırlayanlara ve onları basan yayınevlerine karşı açtıkları davalar sürüyor.
İkinci tartışma noktasını ise işin tecimsel yanı oluşturuyor: Antolojiler, tek tek şiir kitaplarına göre daha fazla satılıyor. En çok ilgi gören aşk şiirlerini içeren antolojilerden hemen her yayınevi bir tane yayımladı. Hatta yayınevlerinin dışında kendi adına antoloji yapıp, bastırıp satanlar da görülüyor.
Dolayısıyla antolojiyi hazırlayanlar da, yayımlayanlar da bundan para kazanıyorlar. Buna karşın antolojilerde şiirleri yayımlanan şairlere telif hakları ya hiç ödenmiyor, ya da gülünç sayılar ortaya çıkıyor. İlk basımda bir telif ödense bile sonraki basımlarda aynı özenin gösterilmediği görülüyor. Bu da ortaya bir “haksız kazanç” olgusu çıkarıyor.
Şairlerin antolojilere itirazı iki noktada toplanıyor : İzin alınması ve telif ödenmesi.
* * *
Yayımlanan antolojilere genel bir değerlendirmeyle baktığımızda antoloji hazırlayanların bu işi yalnızca bir toplu sunum olarak gördükleri anlaşılıyor. Var olan ürünlerden seçmeler yapıp bir araya getiriyorlar. Elbet antoloji hazırlayıcıların beğenileri yapılan seçmeleri belirliyor. Ancak herkesi kapsama kaygısı, genellikle kişisel beğenilerin önüne geçiyor.
Oysa bir antoloji hazırlamak aynı zamanda bir eleştiri ve değerlendirme çabasını da içerir. Yeni bir bakış, yeni bir yaklaşım getirebilir. Antoloji hazırlayıcısı bir eleştirmen gibi alışılmadık değerlendirmelere gidebilir. Sözgelimi son yirmi beş yılda şiir yazan iki yüz şairi bir araya toplamak yerine bu şairler içinden yirmisini seçip bunların bu dönemin şairleri olduğunu savunabilecek bir derleme çok daha önem taşıyacaktır.
Belli bir temadaki şiirleri bir araya getiren antolojilerde ise eleştirel bir seçme yapılıp, aşk temalı şiirlerin en güzeli bunlardır ya da doğa temalı şiirler şu şu özellikleri taşırlar ama günümüzün çevre sorunları da yazılan şiirlere girememiştir gibi saptamalar yapılabilmelidir.
Yapılan antoloji çalışmalarında bu özelliğin, antolojinin görülmeyeni ortaya çıkarıp gösterme, yeni ölçütler getirebilme işlevinin önemsenmediği görülüyor.
Böyle olunca da antoloji hazırlayanların ticari kaygılarla davrandıkları yolundaki eleştiriler haklılık kazanıyor.
11.4.2001